Neden Vicdan Konvoyu?

Mart 2011’den bu yana devam eden Suriye savaşı sırasında 1 milyona yakın insan hayatını kaybederken, tespit edilebilen en az 400 bin insan hapishanelere girip çıkmış durumdadır. Bir kısmı ise hâlen hapishanelerdedir.

Human Rights Watch, 2012 yılında Muhaberat’a bağlı 27 tutuklu merkezi tespit etmiştir. Resmi hapishanelerin ve tutuklama merkezlerinin güncel sayıları bilinmemektedir. Birleşmiş Milletler Bağımsız Suriye Soruşturma Komisyonu verilerine göre çok sayıda kadın ve erkek mahkûm, hapishane ve rejim yetkililerinin tecavüzlerine maruz kalmıştır.

Suriye insan hakları kuruluşlarının son verilerine göre tespit edilebilmiş tutuklanan kadın sayısı, Mart 2011’den 2017 sonuna kadar 13.581’dir. Mart 2011’den bu yana Suriye Savaşı sırasında Suriye rejim güçleri tarafından tutulan ve halen hapishanelerde olan kadın sayısı 6.736’dır. Bu sayının 6.319’u  yetişkin 417’si kız çocuğudur. Bunlar sadece resmi cezaevlerinde tutulanlardır. Hapishane gibi kullanılan boş fabrika vb. binalarda tutulanların sayısı ise bilinmemektedir. Bazı kadınlar hamileyken alınmış ve orada doğum yapmıştır. Bazı kadınlar çocuklarıyla alınmıştır. Bazı kadınlar ise, tutulan yerlerde tecavüze uğramış ve tecavüz sonucu olan çocuğu orada doğurmak zorunda bırakılmıştır. Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Suriye Araştırma Komisyonu damgalanma endişesi ve travma gibi nedenlerle cinsel şiddet vakalarının gerçekleşenden az bildirildiğini beyan etmiştir.

Uluslararası Af Örgütü’nün Sednaya Hapishanesi raporunda hapishane içerisinde siyasi mahkumların askeri mahkemelerde birkaç dakikalık yargılamalar neticesinde alınan idam kararlarıyla toplu infazların gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Raporda iki haftada bir 15-20 kişilik idam mahpusunun son gün “parti” olarak ifade ettikleri gardiyanların dayaklı işkencesinden sonra idamların gerçekleştiği bloka gönderildikleri belirtiliyor. Bu şekilde her iki haftada bir toplu infazların gerçekleştiği bildiriliyor.

Suriye ordusunda 13 yıl askeri polis olarak görev yapan bir kişi, ülkede yaşanan iç savaş boyunca, rejime bağlı askeri hastanelere ölü olarak getirilen kişilerin fotoğraflarını çekmekle görevlendirildi. Hastaneye getirilen kişilerin tamamı gözaltındayken işkence, elle boğma ve aç bırakılarak öldürülen Suriyeli muhaliflerden oluşuyordu. Askeri polis her gün, ölü olarak getirilen bu kişilerin yüz ve beden fotoğraflarını çekerek, numaralandırıp üstlerine teslim etti.

Cesetlerin yüz ve bedenleri üzerine elle yazılan şifreli notlarla beraber çekilen bu fotoğraflar, Suriye ordusu içinde sistematik olarak verilen öldürme emirlerinin yerine getirildiğine dair belge olarak kabul gördü. Çalışma arkadaşlarıyla iki yılda 55 bin kare fotoğraf çeken askeri polis, sistematik işkenceyle öldürme politikasına dayanamayarak Suriyeli muhaliflerle gizlice irtibat kurdu. Askeri polis, iki yıl boyunca çekilen fotoğrafları düzenli olarak bir flaş belleğe kaydetti ve gizlice muhaliflere verdi. Muhaliflerin girişimleri sonucunda, İngiltere’de savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda söz sahibi uluslararası hukukçular ile adli tıp ve adli fotoğraflar konusunda uzman kişilerden oluşan özel bir komisyon kuruldu. Komisyon 55 bin fotoğraftan 26 binini inceledi. Fotoğraftaki kişilerin, sistematik işkenceye tabi tutulduğu, kurbanlara elleri ve ayakları bağlıyken işkence yapıldığı, tel, ip ve hatta araçlardaki “triger kayışı”na benzer cisimlerle boğulduğu inceleme sonunda tespit edildi. Dikkat çeken bir diğer önemli tespit de açlığın bir işkence yöntemi olarak kullanılması oldu. Komisyon, bu yöntemlerle öldürülen ve 55 bin kare fotoğrafı çekilen kişi sayısının yaklaşık 11 bin olduğu tahmininde bulundu.

Ağustos 2017 yılına kadar Syrian Network for Human Rights (SNHR) kuruluşunun rakamlarına göre Suriye genelindeki halen akıbetlerinden haber alınamayan cebri kayıp sayısı 85 binin üzerindedir.

Vicdan Konvoyu tam da bu işkence ve savaş suçlarının bütün hızıyla devam ettiği bir zamanda özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik ihlallerin durması için bir sivil çağrı olarak çıkmıştır. Suriye Rejimi hapishanelerindeki işkence ve tecavüz suçlarına maruz kalan kadınların ve çocukların serbest bırakılması için yapılan sivil bir girişimdir.